RSS

Etiket arşivi: isra 13-17

Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar.(İsra, 13-17)

Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar.(İsra, 13-17)

 Bismillahirrahmanirrahim..

İsra-13-17:

13. Her insanın sorumluluğunu omuzuna yükledik. Kıyamet gününde insana, açılmış vaziyette önüne konulacak olan bir kitap çıkaracağız. 14. “Oku şimdi kitabını! Bugün kendini yargılamak üzere kendi nefsin yeter!” 15. Kim doğru yolu seçerse kendi iyiliği için seçmiştir, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiç kimse başkasının günah yükünü üstüne almaz. Biz bir resul göndermedikçe azap edecek değiliz. 16. Bir ülkeyi helak etmek is­tediğimizde oranın şımarmış yöneticilerine emirler veririz; onlar ise orada günah işlerler, sonuçta o ülke helake müstahak olur, biz de oranın altını üs­tüne getiririz. 17. Nuh’tan sonraki nesillerden nicelerini helak ettik. Kulları­nın günahlarını bilip görmede rabbin yeterlidir.

13-14. “Sorumluluk” diye çevirdiğimiz 13. âyetteki tair kelimesi sözlükte “kuş” demek olup burada mecaz olarak sorumluluk anlamında kullanılmıştır. İs­lâm’dan önce Araplar, bir işi yapmanın hayırlı olup olmayacağını anlamak için bir kuşu sahverirlerdi. Kuşun sağ tarafa doğru uçması hayra, sol tarafa doğru uç­ması şerre işaret sayılırdı. Tefsirlerde tâir kelimesine “kader” mânası verildiği gibi, “hayır ve şer, mutluluk ve mutsuzluk, amel, rızık, yüküm­lülük” gibi değişik açıklamalar da getirilmiştir. (bk. Kurtubî, X, 233-234 )Bize göre bunlar İçinde tercihe en uygun olanı “amel ve yükümlülük” anlamıdır; bunu “sorumluluk” diye ifade etmek daha uygun düşmektedir. Âyetin devamında ge­len “kitap” yani amel defteri kavramı da bunu desteklemektedir, Buna göre her­kes kendinden sorumludur; her İnsan yaptığı ile kendini bağlamış, sorumluluk al­tına girmiştir, sonucunu da önüne amel defteri konularak görecektir.

Bundan önceki âyetlerde İsrâiloğulları’nın tutumlarına, ardından da Kur’an’ın işlevine atıfta bulunuldu; İslâmî literatürde tevhid, nübüvvet ve âhiret şeklinde özetlenen dinî hakikatler üzerinde durularak inanıp iyi işler yapanların büyük ecir alacakları, inanmayanları da “elem verici bir azap” beklediği; Al­lah’ın, bildirilmesi gerekli her konuyu ayrıntılarıyla açıkladığı ifade edildi. Bütün bunlardan sonra 13. âyette artık insanlar için mazeret kalmadığı belirtilmek üze­re, mahşer meydanında toplanan herkesin sorumluluğunun kendi omuzunda ola­cağı; 14. âyette de her insana, “Oku şimdi kitabını! Bugün kendini yargılamak üzere kendi nefsin yeter!” denileceği bildirilmektedir.

 “Biz herkesin kaderini (kısmetini) kendi boynuna doladık.” “İyi şans veya kötü kaderin sebep ve sonuçları kişinin kendisindedir. İyi davranışları nedeniyle iyi bir şansa sahip olur ve bunların eksiklikleri nedeniyle de kötü olaylarla karşılaşır.” Bu konuyu açığa kavuşturmak zorunluydu, çünkü kaderleri kendi iyi veya kötü amellerine bağlı olduğu halde akılsız insanlar talihsizliklerini hep dış güçlere bağlamışlardır. Eğer sebeplere inerlerse, talihlerinin kendi iyi veya kötü nitelik ve yargılarına bağlı olduğunu görürler.(Tefhimul Kuran)

 15. Yüce Allah’ın hem adaletine hem de lütufkârlığına şehâdet eden en açık örneklerden biri olan ve bir bakıma 13. âyeti açıklayan bu âyette çok kısa ama ay­nı zamanda açık olarak Allah’ın birbiriyle bağlantılı üç temel yasası yer almakta­dır.

1. Herkesin yaptığı kendisinindir; doğruyu seçen kendi iyiliğine seçmiş, doğ­ru yoldan sapan da kendi aleyhine sapmış olur.

2. Hiçbir masum kişi başkasının günahını, sorumluluğunu üzerine almaz, Allah buna izin vermez, ilâhî yasada il­ke olarak sorumluluk şahsîdir. Buna göre toplu işlenen suçlarda herkesin sorum­luluğu ve cezası kendisinin katkısı oranındadır. Şu halde hiç kimse kendi günahı­nın, suçunun cezasını başkasının çekmesini ummamalıdır. Ayrıca haram olan bir şeyi başkası yapıyor diye kendisi de yapmamalıdır; çünkü herkesin günahı kendisinedir. (Râzî, XX, 171 ) 3. Allah insanları iyiyi kötüden ayırmalarına yaraya­cak yeteneklerle donatmıştır; ancak yine de -merhametinin sonucu olarak- bir peygamber göndermedikçe azap etmeyecektir.

Bu hususta, şu üç nokta önemlidir: a) Peygamberin gönderilmesinden mak­sat, onun getirdiği dinî davet hakkında insanların yeteri kadar bilgi sahibi olma­larına elverişli bir ortamın sağlanmasıdır, b) Ayetin bu kısmı, bilinmesi, anlaşıl­ması ve inanılıp uygulanması ancak bir peygamberin açıklamasına bağlı olan, in­sanın beşerî aklı ve bilgisiyle aydınlanamayacağı salt dinî konularla ilgilidir, c) Cezası belirlenmemiş suç olmaz, bu âyetin hükmüne göre kanunsuz da ceza olmaz. Âyetin, on dört asır önce suçun ve cezanın kanunilik ilkesini bu kadar açık ve kesin bir şekilde ifade etmesi ilgi çekicidir. (Kur’an Yolu:III/411-412.)

 Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Burada, “Eğer bir kimse doğru yola uyarsa, ne Allah’a ne Peygamber’e ve ne de başka bir kimseye iyiliği dokunmaz, bu sadece kendi yararınadır” gerçeği vurgulanmaktadır. Diğer taraftan eğer bir kimse doğru yoldan saparsa, ne Allah’a ne Peygamber’e ve ne de insanları islah eden kimseye hiç bir zarar veremez. Çünkü bunlar insanları yanlış yollardan alıkoyup doğru yola yöneltmeyi dilerler ve hiç bir kişisel çıkarları yoktur. Bu nedenle akıllı bir insanın yapması gereken şey kendisine neyin doğru neyin yanlış olduğu açıklandıktan sonra doğru yola uymasıdır. Bunun aksine eğer çıkarlarına ve önyargılarına ters geldiği için Hak’tan yüz çevirirse, bunlar kendisinin dostu değil düşmanı olacaktır.

Hiç bir günahkâr, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Kur’an bir çok yerde kişisel sorumluluk ilkesini sık sık vurgulamıştır. Çünkü hiç kimse ifade ettiklerini tam anlamaksızın körü körüne doğru yola tabi olamaz. Herkes sadece kendi ahlâkî tutumundan sorumludur ve Allah’a karşı kendisi hesap verecektir, başka hiç kimse onun yükünü paylaşmayacaktır. Örnek olarak bir nesil, bir toplum veya çok sayıda insanın ortak olduğu belirli bir davranış veya tutumu ele alalım. Hüküm gününde tüm insanlar Allah’ın önünde toplandıklarında bu toplu hareket, o davranış veya tutuma katkıda bulunan herkese katkıda bulunduğu ölçüde sorumluluk yükleyecek ve ona göre ceza veya mükafaata hak kazandıracak şekilde çözümlenecektir. Ne bir kimse başkasının yaptığı katkı nedeniyle cezalandırılacak ne de bir kimsenin günahı başka bir kimseye yüklenecektir. Bu ilke, akıllı bir insanın başka insanları taklit ederek hareket etmemesi veya kendi davranışlarını başkalarının aynı tür davranışları ile haklı göstermeye çalışmaması için tekrar tekrar ifade edilmektedir. Eğer bir kimse kendi kişisel sorumluluğunu hissedebilirse, diğerleri ne yaparsa yapsın hüküm gününden başarıyla çıkmasını sağlayacak davranışlarda bulunur.

Biz, bir peygamber gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz: Bu, Kur’an tarafından zihinlere farklı şekillerde işlenen diğer bir ilkedir. Burada ilâhî adaletin uygulanmasında elçinin önemi vurgulanmaktadır. Çünkü ceza veya mükafaat elçinin getirdiği mesaja göre belirlenmektedir. Bu mesaj ilgili kişilerin lehinde veya aleyhinde bir delil olarak kullanılacaktır. Aksi takdirde insanların cezalandırılması adil olmaz. Çünkü bu durumda insanlar, doğru yola uymalarını gerektiren bilginin kendilerine ulaşmadığı, bu nedenle de cezalandırılmamaları gerektiği özrünü öne sürebilirler. Fakat elçinin daveti belirli bir topluluğa ulaştıktan ve onlar bu daveti reddettikten sonra onlar için hiç bir özür imkanı kalmayacaktır.

Bazıları kendilerine sunulan daveti kabul etmek yerine, bu gibi ayetleri okuyarak sapıtırlar ve şöyle saçma sorular öne sürerler: “Hiç bir peygamberin tebliğini duymamış olanlar ne yapacaklar?” Bu tür insanlara verilecek en akıllıca cevap hüküm gününde kendilerinin ne halde olacağı sorusudur. Çünkü onlara elçinin tebliği ulaşmıştır. Diğer insanlara gelince, kimin daveti duyduğunu ve belirli bir kişinin ona karşı ne zaman, nasıl, ne dereceye kadar hangi tutumu takındığını en iyi Allah bilir. Kısacası bir kimsenin cezalandırılması için gerekli şartları hazırlayacak şekilde bir tebliğden haberdar olup olmadığını ancak Allah bilebilir.

(Tefhimul Kuran)

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: