RSS

Hak Geldi, Batıl Zail Oldu (İsra-81)

03 May

Hak Geldi, Batıl Zail Oldu (İsra-81)

Bismillah…

İsra-81- De ki; “Hak geldi, batıl yokoldu. Zaten batıl yokolmaya mahkumdur. “

 

Sözlükte hak, “gerçek, sabit ve doğru olan, varlığı kesin olan şey” demek olup daha çok gerçeğe uyan İnanç, düşünce, bilgi ve hükümleri ifade etmek üzere kullanılır. Hiçbir bozulmaya uğramadan aslî hüviyetini koruyan ilâhî dine hak din, çeşitli mezhepler arasında bu dini en doğru temsil ettiği kabul edilen mezhep veya mezheplere de hak mezhep denilmektedir. Hakkın karşıtı hatıldır. Buna göre bâtılda terim olarak asılsız, gerçeğe uymayan inanç, hüküm ve düşünceleri; ayrıca ilâhî kaynaklı olmadığı için hak olma özelliği de taşımayan veya ilâhî kaynaklı olmakla birlikte belirtilen Özelliğini kısmen ya da tamamen kaybetmiş dinleri ve mezheple­ri ifade eden bir terimdir. Söz konusu âyetteki hak kelimesinin öncelikli anlamı İs­lâm dini, bâtılın anlamı da putperestliktir. Hak kelimesinin burada özetlenen anla­mı yanında bir de hukuk ve ahlâkı ilgilendiren anlamı vardır ki bu da “korunması, gözetilmesi ya da sahibine ödenmesi gerekli olan maddî veya manevî imkân, pay, eşya ve menfaatler” şeklinde özetlenebilir.

 Taberî, âyetteki hak ve bâtıl kelimeleriyle ne kastedildiği hakkında farklı gö­rüşler olduğunu belirterek bunlara dair rivayetleri aktardıktan şöyle ifade etmektedir: Buradaki hak, Allah’ın hoşnut olduğu, O’na itaat anlamı taşıyan her şeyi kapsar... İnsanı şeytana uymak­tan koruyan her şey hak, şeytana boyun eğme sayılabilecek her şey de batıldır. Kur’an hakkı getirmiştir, Allah’ın elçisi putperestlere karşı bütün anlamlarıyla hakkı gerçekleştirmenin ve bütün anlamlarıyla bâtılın kökünü kurutmanın mücadelesini vermiştir. (1)

 De ki; “Hak geldi, batıl yokoldu. Zaten batıl yokolmaya mahkumdur. “

Allah’dan aldığın bu güç ile, bütün kuvveti, doğruluğu ve sağlamlığı ile Hakkın gelişini, batılın yokoluşunu, devrilişini ve dağılıp gidişini açıkça ilan et. Yaşamak ve süreklilik doğruluğun yapısı gereğidir. Geri çekilmek ve yokolup gitmek ise batılın özelliğidir.

“Zaten batıl yokolmaya mahkûmdur.”

Bu pekiştirici ifade ile sunulan ve Allah katında kesin bir gerçektir. İlk bakışta batılın bir sağlamlığı ve gücü olduğu tahmin edilse de, aslında batıl şişer, kabarır, sonra da patlayıp sönüverir. Çünkü batıl asılsızdır, bir gerçeğe dayanmaz. Bu nedenle göz boyamaya çalışır, kendisini ulu, büyük, kocaman ve sağlam olarak gösterir. Çok cansız ve zayıftır. Hemencecik kırılır, bozulur yokolur. Kupkuru ot alevi gibidir. Birden göklere yükselir. Sonra hemen sönüverir. Kül olur gider. Halbuki alevin kor haline geleni ısıtır, fayda verir ve kalıcıdır. Batıl, suyun üzerindeki köpük gibidir. Yokolur gider. Su ise kalıcıdır.

“Zaten batıl yokolmaya mahkûmdur.”

Çünkü kendi içinde kalıcılığın unsurlarını taşımaz. Sınırlı olan hayatını dış etkenlerden ve doğal olmayan desteklerden alır. Bu etkenler sarsıldığında, bu destekler de çekildiğinde yıkılır, yokolur gider. Hakka gerçeğe gelince, varlığının unsurları kendi içinden kaynaklanır. Bazan Hak, insanın gayri meşru arzu ve isteklerine, şartlara ve iktidara karşı koyar… Yalnız O’nun sağlamlığı ve güveni sonuçta onu zafere götürür. Onu kalıcı kılar. Çünkü Hak, Allah katındandır. Allah “Hakkı” kendisinin isimlerinden biri kılmıştır. Allah ise diri ve kalıcıdır. Yokolacak değildir.

“Zaten batıl yokolmaya mahkûmdur.”

Onun ardında şeytan vardır. Onun ardında iktidar vardır, yalnız Allah’ın verdiği söz daha doğrudur. Allah’ın iktidarı daha güçlüdür. İmanın tadını tadan her mü’min aynı zamanda verilen sözün ve yapılan antlaşmanın da lezzetine varmıştır. Allah’dan daha fazla antlaşmasına bağlı kim olabilir? Kim Allah’dan daha doğru sözlü olabilir? (2)

De ki; “Hak geldi, batıl yokoldu. Zaten batıl yokolmaya mahkumdur. “

Bu ilânın yapıldığı sırada müminler çektikleri işkencenin en doruk noktasında idiler. Müminlerin büyük bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişti, geride kalanlar ise Mekke’de ve çevre bölgelerde söylenemiyecek işkence ve zorluklar çekiyorlardı. O denli ki, Hz. Peygamber’in (s.a) hayatı bile her an tehlike içindeydi. Bu nedenle zahirdeki alâmetler bâtılın yayıldığını gösteriyorsa da ve hakkın bâtıla üstün geldiğini gösteren hiç bir delil yoktu. İşte bu yüzden bu ayet nazil olduğunda kafirler bununla alay ettiler. Fakat bu zafer müjdesi, bir dokuz yıl sonra, Hz. Peygamber (s.a) Mekke’ye bir fatih olarak girdiğinde ve Kabe’ye girip üçyüz altmış putu kırarak aynı ilânı yaptığında gerçekleşti. Hz. Abdullah İbn Mesud’dan rivayet edilen bir hadise göre: “Hz. Peygamber (s.a) Mekke’nin fetih gününde putları kırarken şöyle diyordu: Hak geldi bâtıl gitti, zaten bâtıl yok olmaya mahkumdur. Hak geldi ve bâtıl hiçbir zaman gelmeyecek, ortaya çıkmayacak.” (Buhari) (3)

 ————– 

(1). Kur’an Yolu:III/444-445.

(2) Fizilalil Kuran, S. Kutub

(3) Tefhimul Kuran, Mevdudi

 

About these ads
 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: